AVRUPA BİRLİĞİNİN OLUŞUM SÜRECİ VE KURULUŞ AMACI

Birlik Fikrinin Temelleri

İnsanlar haçlı seferlerinin de sona ermesiyle birlikte artık yerleşik hayata geçmeye başlamışlar, yerleşik hayata geçen insanların beraber hareket etmesi ve yardımlaşması sonucu da birliklerin kurulması ihtiyacı doğmuştur. Artık belirli ve değişmeyen bir siyasi coğrafyada yaşamaya başlayan insanlar, ekonomik çıkarlarını da düşünmeye başlamış ve bu çerçevede teşkilatlanmaya başlamışlardır.

 

Avrupa Kömür Çelik Topluluğu           

Avrupa Birliği ülküsü ise gerçek bir siyasi projeye dönüşüp kendini gelişmiş ülke olarak niteleyen bazı ülkelerin hükümet politikalarına uzun vadeli bir hedef olmadan önce sadece birkaç önsezili devlet adamının ve filozof niteliğindeki insanın düşüncelerinde vardı. Avrupa yıllarca kanlı savaşlara sahne oldu ve milyonlarca insan hayatını kaybetti. Bu bazen ülkelerin siyasi ya da dini politikaları üzerine gerçekleşti, bazen de birkaç maceracı devlet adamının hatalı kararları sonucu meydana geldi. Bu felaketler üzerine bazı Avrupa ülkelerinin liderleri, dünyada kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için devletlerin birleşip bir siyasi ve ekonomik birlik kurması gerektiğini savundular. Bu fikir dünyaya yayıldıkça genel kabul gören bir akım haline geldi. Sonuç olarak 1951 yılında Avupa Kömür Çelik Topluluğu 6 üyesiyle birlikte kuruldu. Savaş ertesi o günlerde Avrupa Kömür Çelik Topluluğu, savaşın galip ve mağlup taraflarını eşit olarak bir araya getirip uygulanabilir bir barış politikası çizebilecek güçte tek topluluk olarak görülüyordu.

 

Birliğin Genişlemesi Ve Dünyaya Açılması

AKÇT başlangıçta kurucu 6 üyenin kömür ve çelik ticaretini güçlendirmek ve düzenlemek üzere kurulmuştu. Bu amaca yönelik olarak da gümrük vergilerinin kaldırılması kararı alındı.

AKÇT barış yanlısı politikalarıyla da dünyada genel bir kabul görmeye başlayınca gelişmiş ve gelişmekte olarak nitelendirilen diğer ülkelerin de bu topluluğa katılması gündeme gelmeye başladı. Daha sonra katılan ülkelerle genişleyen AKÇT, genişlemesiyle birlikte doğan yeni ihtiyaçları da karşılamak amacıyla zaman zaman yeni protokol ve anlaşmalarla isim değişikliğine ve amaç genişletme ihtiyacı da duydu.

 

Avrupa Birliğinin Yeni Amacı

Artık sadece devletlerarası kömür ve çelik ticaretini düzenleyen bir birlik olmaktan çıkan Avrupa Birliğinin amacı, üyesi olan 25 ülkenin siyasi ve ekonomik çıkarlarını göz önünde bulundurarak yeni görevleri göğüsleyebilecek şekilde uyarlanması ve kurucularının büyük siyasi projelerinin kaynakları göz ardı edilmeden ve kapsamı kısıtlanmadan tüm kıtaya istikrar sağlanması ve yeni üyelerin katılımına yardım ve teşviktir. Yaklaşık yarım yüzyıldır Avrupa bütünleşmesi, kıtanın gelişmesi ve halkının zihniyeti üzerinde önemli etkilerde bulunmuştur; aynı zamanda güçler dengesini de değiştirmiştir.Ancak güçlerin birleştirilmesi ve AKÇT Antlaşması'nın ifadesiyle "gelecekteki kader birliği" için harcanacak çabalar sayesinde Avrupa Birliği, gelecekte de dünyada barışın sağlanmasına katkıda bulunacaktır.

 

Türkiye Ve AB

Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin yaklaşık 50 yıllık bir geçmişi vardır. Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğunun 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra Temmuz 1959'da Topluluğa tam üye olmak için başvurmuştur. 1987 yılında ise tekrar Avrupa Birliği’nin tam üyesi olmak için başvuru yapmıştır.

Peki Türkiye Avrupa Birliği’ne neden üye olmak istemektedir?

Türkiye’de yıllardır politikanın yönünü çizen otoriteler bu sorunun cevabını Türkiye’nin ABD ve Rusya karşısında AB üyeliğini bir koz olarak kullanmak istemesine, ekonomik çıkarlarımız doğrultusunda AB üyesi olmanın Türkiye’ye büyük kar getireceğine inandıkları için üye olmak istediği cevabını vermektedir. Bunların da üstünde bir neden vardır ki, uygulanan tüm politikalar bu neden çerçevesinde geliştirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk gençliğine bir ödev vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak için elimizden gelen yapılmalıdır. Fakat bu söz Avrupa Birliği’ne üye olma zorunluluğu getirmez. Her ülkenin bir milli ülküsü, bir milli geleceği vardır ve bu iki temele uymayan hiçbir politika kabul edilemez. Verilen ödevi yerine getirmek için bir birliğe üye olmak gerekiyorsa oluruz, yok eğer bir birlik kurulacaksa onu da kurarız. Bugünün devlet adamlarına ya da yöneticilerine bakarak Türk gençlerinin de aynı düşündüğünü zannetmek tamamen yanlıştır. Biz bize ne gerekse onu yaparız, başkasına değil ! Bize verilen ödevi yerine getirmek için de kendimizi dünya milletlerinin uzun vadeli politikalarını bilerek yetiştirmek ve bilim neredeyse oraya gitmek zorundayız.

 

en.doğru.

 

Yorum Yaz